BODRUM SUALTI ARKEOLOJİ MÜZESİ MÜDÜRLÜĞÜ

1- KURULUŞUN GENEL TANIMI VE GÖREVLERİ: Müzeler kültür değerleri taşıyan unsurlardan bir bütünü korumak, incelemek, değerlendirmek, halkın eğitimi, çağdaş görüşünü yenilemek için sürekli sergileme yapan ve halkın yararına yönetilen kuruluşlardır.

2- MÜZENİN AMACI: Günümüze kadar birçok bilimsel arkeolojik kazıdan, bina temel kontrol çalışmalarından ve rastlantı olarak ele geçen buluntulardan oluşan zengin bir koleksiyona sahip olan Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesinin amacı, elindeki kültür varlıklarını korumak, incelemek, değerlendirmek, halkın eğitimini ve görüşünü yenilemek ve çağdaşlaştırmak için sergileme yapmak ve halkın yararına çalışmaktadır. Bu amacı gerçekleştirebilmek için;

a) Bilimsel, arkeolojik kazılar, kurtarma kazıları ve temel kontrol çalışmaları ile kültür varlıklarının ortaya çıkarılmasını, taşınmazların yerinde, taşınırların müzede korunmasının sağlanması,

b) Görev yaptığımız bölgenin arkeolojik ve etnografik değerlerinin araştırılması,

c) Bölgenin koruma altına alınması, bulunacak arkeolojik eserlerin sergilenmesi, bunların eğitsel yönlerinin halka ve öğretim kurumlarına yansıtılması, teknik yöntemlerin ve yönetim ünitelerinin en iyi şekilde uygulanması, yürütülmesi, kendi uzmanlık dallarımızda yurt kalkınmasına katkıda bulunulması işlemini yapmaktır.

3- TEŞKİLATIN YAPISI-GENEL TEŞKİLATIMIZ: Müzemiz Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Muğla İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü' ne bağlı olarak görev yapan bir Müdürlüktür. 1960 yılında müze deposu, 1963 yılında Müdürlük olmuştur. Son yıllarda süratle kendini yenileyip hızla gelişmektedir. Bölgemizdeki; Myndos, Pedasa, Burgaz Kale, Sandima, Termara, Termerion, Termerion-Karyanda, Kavuçkal, Girel Kalesi, Kissebükü, Kıldara, Tyangela, Syangela, Mavsoleion Anıt Müzesi ve Antik Tiyatro Müdürlüğümüz sorumluluğundaki Örenyerleridir. Mavsoleion Anıt Müzesi ve Antik Tiyatro düzenlenerek ziyarete açılmıştır.

4- İLÇENİN GENEL OLARAK TANITILMASI:

BODRUM KALESİ: Bodrum Kalesi ilk çağda Zephyra ismi ile bilinen bir ada olup M.S. I.yy.' da kara ile birleşen yarımada üzerine St. Jean Şövalyeleri tarafından önceki tarihlerde inşa edilmiş bir Türk Kalesi üzerine yapılmıştır. Bu Türk Kalesi 1261-1269 yılları arasında Menteşe Beyliğine bağlı Denizciler tarafından inşa edilmiştir. Daha sonra 1403 yılında yapılan Ankara savaşından sonra St. Jean Şövalyeleri Mehmet ÇELEBİ' den İzmir' de yıkılan kalelerine karşılık yeni bir kale yapmak üzere yer istemişlerdir. Mehmet Çelebi' de bir kale yapma iznini St. Jean Şövalyelerine vermiştir. Kale kareye yakın planlıdır. 180x185m ölçülerindedir. En yüksek yeri deniz seviyesinden 47.5 m yükseklikte Fransız kulesidir. Kaleye Kuzeybatı köşesindeki ilk kapıdan geçilerek girilir. İç kaleye kadar 7 kapı vardır. Kalenin Kuzey ve batı yüzü çift duvarlıdır. Kuzey ve batı hendekleri Şövalyeler döneminde asma köprü ile aşılmaktaydı. Kalenin batı tarafındaki kalın duvarlı çatısı eğimli büyük yapı top koruganlıdır.

Batı hendeği üstündeki asma köprü kontrol kulesi dış duvarında II. Mahmut 'un Tuğrası gardın üzerinde Hicri 1235 tarihi okunmaktadır. VI. kapı üzerinde Latince bir yenilikle Şövalyeler Tanrının kendilerini korumalarını dilerler. VII. kapıdan iç kaleye girilmektedir. İç kalede 14 sarnıç bulunur. Anadolu'da gotik tarzda, 402-1437 yıllarında yaptırılan ve 1519-1520 yılları arasında İspanyol Şövalyeleri tarafından onarılan tek nefli Şapel bulunmaktadır. Güney duvarına bitişik Türk Hamamı kalenin hapishane olarak kullanıldığı döneme aittir 1895 yılında yapılmıştır. Bodrum Kalesinin kuleleri ünlüdür. İngiliz Kulesi kalenin kuzey-doğu köşesindedir. Üç katlıdır. Kuzeyde ve batıda iki girişi bulunmaktadır. Kulenin yapımına İngilizlerin parasal desteğiyle Kral IV. Henry (1399-1414) zamanında başlanmıştır. Bu kule İngilizlerin İngiltere dışındaki en büyük anıtıdır.

Fransız ve İtalyan Kuleleri tavanı çapraz tonozlu bir bölümle birleştirilmiştir. Alman kulesi ve İspanyol kulesi ile şövalyelerin yemek yedikleri bugün Cam Salonu olarak kullanılan bir mekan Ortaçağ yapıları arasında sayılmaktadır. Kulelerde ve kapıların üzerinde şövalyelere ait çeşitli armalar ve yazıtlar bulunmaktadır.

5 Ocak 1923'de Kanuni Sultan Süleyman'ın Rodos seferi sonrasında Bodrum Kalesi Osmanlıların eline geçmiştir. Daha sonraları 1895'de Osmanlı İmparatorluğunun en ünlü hapishanesi olarak düzenlenmiştir. 1915 yılındaki bombardımandan sonra terkedilmiş 1964 yılında Müze Müdürlüğü olarak hizmete girmiştir.

MAUSOLEİON ANIT MÜZESİ: Mausoleion alanı bugün müze olarak düzenlenmiştir. İçeri girildiğinde Bodrum tipi bir ev görülmektedir. Solda görülen uzun yapı içinde Mausoleion'la ilgili kabartmalar, maket ve bazı çizimlerle yapıya ait mimari parçalar sergilenmektedir.

Dünyanın Yedi Harikasından biri diye tanımlanan Mausoleion'un yükseldiği yer bugün bir çukur olarak görülür. Bu çukurun ne olduğunu anlamak için öncelikle kapalı sergi salonunun gezilmesi gerekir. Taban ölçüleri 32x38 metre boyutlarındaki Mavsoleion, bir zamanlar uzun kenarı 242.5, kısa kenarı 105 metre olan geniş bir alanın kuzey doğu köşesinde yükselmekteydi.

Antik yazarların anlattıklarına göre Mavsoleion, dört bölümden oluşmaktadır. En altta yüksek bir kaide (podyum) onun üzerinde uzun kenarlarında 11 kısa kenarlarında 9 olmak üzere 36 ion sütunlu tapınak şeklinde bir bölüm onun da üzerinde 24 basamaklı

Piramidal şekilli bir çatı ve en tepede dört atın çektiği araba içinde Mausolos ve Artemisia'nın heykellerinin yer aldığı son bölümden oluşmaktadır.

Plinius, eserinde anıtın yüksekliğini vermekle beraber bu bölüm silik olduğundan okunamamıştır. Latinlerin dünyanın yedi harikası listesinde Mausoleion'un yüksekliği 180 ion ayağıdır. Bu da yaklaşık 55 metredir. 20 katlı bir apartman yüksekliği kadardır. Sergi salonundaki makette de bu ölçü esas alınmıştır

Antik yazarlar yapının mimarının Pytheos olduğunu kaydetmektedir. Ayrıca Satyros'un adı da geçmektedir. Vitrivius, M.Ö.IV. yüzyılın en önemli dört heykeltraş'ın bu yapıda çalıştığını kaydetmiştir. Doğu'da Skopas, batıda Leokhares, kuzeyde Briyaksis, güneyde Timotheos çalışmıştır. Briyaksis, Karyalı bir sanatçıdır. Diğer sanatçılar Yunanistan'dan getirtilmiştir. Dört atlı arabayı mimar Pytheos'un yaptığı söylenmektedir.

Karya Satrabı Mavsolos, kendi yönetimi zamanında muhtemelen M.Ö.355'de yapıya başlamıştır. Ölümünden sonra (M.Ö.353) karısı, aynı zamanda kız kardeşi Artemisia yapımı sürdürmüş onun ölümünden sonra (M.Ö.351) Mavsolos'un diğer kardeşleri inşaata devam etmişlerdir. Muhtemelen inşaat M.Ö. 340'da Piksodaros'la Ada arasındaki satraplık mücadelesi sırasında yarım bırakılmıştır.

Anıt mezar ana kayanın kesildiği yerlerden ve yeşil taşlardan anlaşılacağı üzere günümüzde görülen çukurun bulunduğu yerde yükselmekteydi. Anıtı son ayakta görenlerden biri M.S. XII. yüzyılda yaşamış Piskopos Eustathios'dur. Bu anıtın 1500 yıl ayakta kaldığını göstermektedir. Bu tarihten sonra anıtın, 1303'de 10 şiddetindeki deprem sonucu yıkıldığı sanılmaktadır. 1406'da Saint Jean Şövalyeleri Bodrum'a geldiklerinde anıtı yıkık olarak görmüşlerdir. Şövalyeler anıtı taş ocağı olarak kullanmışlar hemen tüm taşlarını sökerek Bodrum Kalesini yapmışlardır. İlk tahrip şövalyeler tarafından 1494'de yapılmıştır. Bu devirde şimdi ortaya çıkan yakın bir yerde, çukurun en derin yerinde bulunan asıl mezar odası bulunamadığından tahripkar ellerden korunabilmiştir. 1522 yılında Saint Jean Şövalyeleri balistik silahların gelişimine uymak zorunluluğunu duyarak kalelerini güçlendirmek istemişler ve çevrede kalenin yapımında kullanılmak üzere eski yapı taşları aramışlardır. Mavsoleion, son tahribata bu tarihlerde uğramıştır. Kalenin güçlenmesinde görev alan şövalyelerden de La Touret mezar anıtının tahribini hatıratında yazmıştır. Günümüzde kiremit bir çatı altında kısmen korunmaya çalışılan 12 basamaklı merdiveni buluşlarını, mezar odasına giden koridorun iki yanındaki heykelleri ve kabartmaları önce hayranlıkla seyrettiklerini sonradan parçaladıklarını anlatmaktadır. Tam mezar odasına girecekleri zaman paydos borusunun çaldığını asıl odaya girmeden kaleye döndüklerini ertesi gün geldiklerinde mezar odasının açıldığını, her yerde parçalanmış halde kıymetli kumaşlar ve altın ziynet eşyaları gördüklerini yazmıştır.

Bugün mezar odasının girişini kapatan iki tonluk dikdörtgen bloklardan biri koridorun içinde görülmektedir. İngiliz araştırmacı Newton 1856-1857 yıllarında burada yaptığı kazı sırasında taş bloğu orijinal yerinde görmüştür. Kazı sırasında bulduğu kabartmalar Mausolos ve Artemisia'nın heykellerini, dört atlı arabanın parçalarını British Museum'a götürmüştür.

Daha önce Lord Stratford Canning (Türkiye'de bulunan İngiltere Büyükelçisi) 1846 yılında Padişah Abdülmecit'ten aldığı izinle Bodrum Kalesinin duvarlarında görülen Mausoleion kabartmalarını Londra'ya götürmüştür.

Bugün yarı kapalı sergi salonunda geçen yüzyıl buradan götürülen kabartmaların ne yazık ki alçı kopyaları sergilenmektedir.

Newton'un, Mausoleion'da yaptığı kazı günümüzün bilimsel kazı anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Danimarkalı Prof. Kristian Jeppessen 1966-1983 yılları arasında Mausoleion'da kazılar yapmıştır. Kazıda bulunan eserler burada sergilenmektedir. Kazılar sonucu elde edilen bilgiler antik yazarların bize aktardığı bilgilerle bağdaşmaktadır. Kazı alanı dikkatle incelendiğinde ana kayanın değişik yükseltilerle yer, yer kesildiği görülmektedir. Çukur içinde görülen sütun kasnakları anıtın ikinci katına aittir. Çukurun tabanında yeşil dikdörtgen taş bloklarından kalan birkaç dizi görülmektedir. Mezar anıtının yapımında 30x90x90 boyutlarındaki bu taşlardan 160 bin tane kullanıldığı sanılmaktadır.

Çukurun güneyinde bulunan ana kaya içine oyulmuş merdivenler burada Mausoleion'dan önce mevcut olan başka bir mezar anıtına aittir. Mausoleion'un yapımı sırasında burası kesilerek örtülmüştür. Ana kaya çok yumuşaktır, yer yer dökülmektedir. Merdivenin dibinde sağda görülen kapı ana kaya içine oyulmuş bir koridora açılmakta, koridorun sonunda Arkaik devre ait (M.Ö.VI. yüzyıl) bir mezar odası bulunmaktadır. Kapı girişinde ve merdiven duvarlarında görülen oyuklar adak yerleridir. Kapının sonunda dipte görülen kanallar 'Galeri' diye adlandırılmakta, dolan suların boşaltılması için kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu galeri de Mausoleion'dan önceye aittir. Koridorun sonu, solda büyük bir mezar odasına açılmaktadır. Bu oda ana kayaya oyulmak suretiyle yapılmıştır. Mausoleion'a bakan yönünde de bir pencere bulunmaktadır. Bu mezar odasının yanında daha önce Newton tarafından açılan bir başka mezar odası varsa da bu oda Danimarka kazısı sırasında açılmamıştır. Pencere diye adlandırılan bölümün altında anıtı çevreleyen galerinin devamı görülmektedir. Bacalar yapım kolaylığı sağlamak için açılmıştır. Bacaların bir kısmı kazı alanında görüleceği gibi kuyulara dönüştürülmüştür. Çukurun güneyinde görülen dikdörtgen taş bloklardan yapılmış ayakların neye yaradığı anlaşılamamıştır. Asıl mezar odasına giren merdivenler Newton'un anlattığı gibi ana kaya içine oyulmuş basamaklar değildir. Bu basamakların bir kısmı kesme taşlardan yapılmıştır.

Danimarka kazısı sırasında merdivenlerin dibinde Newton tarafından kazılmamış alanda boğa, koyun, keçi, horoz ve kumru kemikleri bulunmuştur. Bunlar tören sırasında kurban edilen hayvanların kemikleridir. Mausolos'un öbür dünyada yararlanması için konulmuştur. Burada görülen kanal Mausoleion mezar anıtına aittir.

Mausoleion Müzesinin doğu bahçe duvarının sağ köşesine yakın bir yerde bulunan kapıdan dışarıya çıkıldığında Mausoleion mezar anıtının kutsal alanını çevreleyen peribolos duvarının bir kısmı görülmektedir.

Müze binası kapalı ve yarı açık olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Kapalı bölümdeki topoğrafik harita ve Mavsoleion maketi burayı gezenlere yapıyı ve şehri daha iyi bir şekilde tanıtmaktadır.

ANTİK TİYATRO: Klasik Çağ Bodrum'unun günümüze gelmiş anıtsal eseri Tiyatrosudur. Tiyatro antik geleneğe uygun olarak Göktepe'nin güney yamacına yaslanmıştır. Hemen her tiyatroda olduğu gibi Bodrum tiyatrosu da üç ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar skene (sahne binası), orkestra (yarım yuvarlak), Kavea'dır (oturma kademeleri). Bu tiyatro Anadolu'nun en eski tiyatrolarından biridir. Mavsolos devrine aittir.

Tiyatronun oturma kademeleri yumuşak ana kaya oyulmak suretiyle yamaca yaslandırılmıştır. Oturma kademelerinin tümüne (seyirci mahalli) kavea veya theatron adı verilmektedir. Kavea ortadan geçen diazoma ile iki bölüme ayrılmıştır Bunlar alt maenia ve üst maenia'dır. Alt bölüm günümüze oldukça sağlam bir şekilde gelmiştir. Burası 12 radyal merdivenle iki parçaya ayrılmıştır. Oturma kademelerinin bazılarının üzerinde isimlere rastlanmaktadır. Bu isimler muhtemelen günümüzde kombine sinema bileti alan kişiler gibi o çağda tiyatroya yardım eden kişilerin adları olmalıdır. Oturma kademeleri üzerinde bazı yuvarlak ve dikdörtgen deliklere de rastlanmaktadır. Bu delikler gölgeliklerin ayaklarının sokulduğu yerlerdir. Alt bölümde 30 oturma sırası vardır. Bu oturma sıralarından en üstteki arkalıklıdır. Üst bölüm çok tahrip olduğundan oturma sıralarının büyük bir kısmı yok olmuştur. Bu bölümde de muhtemelen 25 oturma sırası vardır. Eğer her bir kişiye 40 cm'lik bir yer verildiği takdirde bu tiyatro 13 bin kişiyi alacak kapasitededir. Üst kademenin altında görülen galeriler tiyatroya gelen suların boşaltılması amacıyla yapılmıştır.

Orkestra yarım yuvarlaktan daha büyüktür. Alttaki oturma kademelerinin hemen önünde dikdörtgen bir sunak bulunmaktadır. Burada oyunlar başlamadan önce şarap tanrısı Dionysos için kurbanlar kesilmiştir. Sunakla oturma kademeleri arasında iki korkuluk sırası bulunmaktadır. Korkuluk levhalarının birkaç parçası günümüze kadar gelebilmiştir. Baklava dilimli mermer levhaların ayaklarının oturduğu dikdörtgen oyuklar bir dizi halinde görülmektedir.

M.S.III. yüzyılda Doğu Roma'da da gladyatör ve vahşi hayvan dövüşleri revaç bulunca, orkestranın bu bölümüne seyircileri vahşi hayvanların hücumundan korumak amacıyla bu korkuluklar (balustrade) yapılmıştır. Yarım yuvarlağın tabanının mermerle kaplandığı sanılmaktadır. Oturma kademelerinin sahneye bakan bölümleri analemnata adı verilen bir duvarla örülmüştür. Sahne binası iki kavea arasındaki açık geçide parados adı verilmektedir. Seyirciler oturma mahalline bu geçitlerden alınmıştır. Korkuluk levhalarının bir kısmı seyircilerin içeriye girişleri sırasında kaldırılmış olmalıdır.

Bodrum Tiyatrosunun sahne binası iki katlıdır. Bina uzun dikdörtgen bir yapıdır. Her iki uçta oyuncuların gireceği birer kapı bulunmaktadır. Bunlardan başka binanın üç ana kapısı daha vardır. Orta kapıya portaregia, iki yan kapıya portahospitales denmektedir. Önemli kişiler bu kapıdan alınmıştır. Sahne binası birçok değişikliğe uğramıştır. Binanın yola bakan kısmına Bizans devrinde şimdi ayakları kalan kemerli bir yapı ilave edilmiştir. Orkestraya bakan bölüme de Priene Tiyatrosunda olduğu gibi bir ön sahne binası (proskene) yapılmıştır. Aktörler Helenistik çağda bu ön sahne üzerinde oyunlar oynamışlardır. Ön sahne binasının yükseldiği ayaklar arasında karşılıklı oyuklar bulunmaktadır. Bu oyuklardan anlaşıldığına göre oynanan oyunla ilgili süslü portatif levhalar buralara yerleştirilmiştir. Aynı şekilde sahne binasının ön bölümüne de oynanan oyun türüne göre ahşap üzerine boyanmış levhalar konmuş olmalıdır. Sahne binası Roma devrinde değişikliğe uğramış, tiyatro maskları ve bukraniyonlarla süslenmiştir. Bizans çağında sahne binası ev olarak kullanılmıştır. Sonraki yüzyıllarda erozyon sonucu tepelerden akan toprakla alt bölüm tamamen dolmuştur.

1973 yılından beri Dokuz Eylül Üniversitesi, öğretim görevlisi Prof. Ümit Serdaroğlu bu tiyatroyu kazıp, restore etmeye çalışmıştır. Kazı yarım kalmıştır. Kazı sonuçları yayınlandığında daha doğru ve ayrıntılı bilgi edinmek mümkün olacaktır.

GÖKTEPE: Antik Tiyatronun güney yamacına yaslandığı Göktepe'nin üst bölümlerinde kaya içine oyulmuş yüzlerce mezar bulunmaktadır. Bunlar bazen içinde birkaç lahitin korunduğu zengin ailelere ait mezar odalarıdır. Çoğunluğu Helenistik ve Roma devrine tarihlendirilen bu mezar odalarının çok azında yer yer fresk izlerine rastlanmaktadır. Bazı kaya mezarlarının cephelerinde adak taşlarının konduğu yuvalar görülmektedir. Bodrum'un genel manzarasını görmek, şehir surlarını izlemek isteyenler sabah erken saatlerde veya akşamüstü bu yöreyi gezmelidirler.

MYNDOS KAPISI: Halikarnassos şehir surlarının en önemli yeri Myndos Kapısıdır. Kapıya şehrin batı çıkışında bulunan Türk mezarlığının yanındaki eski Gümbet yoluyla ulaşılır. Çevrede Helenistik ve Roma devirlerine ait tonozlu mezarlar da bulunmaktadır. Asıl mezar odaları tonozun altındadır. Tümü geçen yüzyıl Newton tarafından açılmıştır. İçerlerinde pişmiş toprak lahitler bulunmuştur. Şehrin batı surları ovadan geçtiği için kulelerle güçlendirilmiştir. Kulelerin ölçüleri yaklaşık olarak 7x8.5 metredir. Myndos Kapısının iki kulesinden biri günümüze hemen hemen orijinal yüksekliği ile ulaşmıştır. Bu kapı yarımadanın ucunda bulunan antik Myndos şehri (Gümüşlük) yönünde olduğundan Myndos Kapısı olarak tanınmaktadır. Yöresel adı Diktiri'dir.

Arrianus, kapıyı ve İskender kuşatmasını tüm ayrıntılarıyla anlatmıştır. Kapıdan tripilon diye söz etmektedir. Üç kuleli kapı demektir. Ortada olması gereken kule günümüze ulaşmamıştır. İki kulenin gerisinde dikdörtgen bir avlu ve şehir giriş kapısı kazılar sonucu ortaya çıkarılmıştır. İki kulede de dikdörtgen taş örgüsü kullanılmıştır. Kulelerin içi doludur. Arrianus, kapı önünde uzunluğu 15 metre, derinliği 8 metre olan bir hendekten bahsetmektedir. Bu hendek halen görülmektedir. İskender 334 sonbaharında Halikarnassos'a geldiğinde ordugahını bu gün Yokuşbaşı denen yere kurmuştur. İlk hücumu şehrin doğusunda bulunan günümüzde hiçbir izi kalmayan Milasa Kapısı'na yapmıştır. Bu saldırı Pers Komutanı Orontobates ve Rodos'lu Memnon tarafından güçlükle püskürtülmüştür. Birkaç gün sonra İskender bir kısım askeri ile şehrin batısına geçmiş Myndos üzerine yürümüş, orada da direnmeyle karşılaşınca geriye dönmüştür. İskender bu kez Myndos Kapısı önündeki hendek üzerine ahşap bir köprü kurarak buradan da şehre saldırmıştır. Kuşatma sırasında Makedonyalı askerler ahşap kulelerde kullanmışlardır. Halikarnassoslular Myndos kapısından dışarı çıkarak bir karşı saldırı düzenlemişlerdir. Ahşap kulelerden birini yıkmışlar ve Makedonyalı askerler ahşap köprü üzerine yığılmışlar, bu yığılma üzerine köprü çökmüş, her iki taraftan pek çok asker ölmüştür. Halikarnassoslular paniğe kapılarak şehrin kapılarını zamanından önce kapatmışlar ve birçok Halikarnassoslu askerin dışarıda kalarak öldürülmelerine neden olmuşlardır. Bu kayıplar üzerine komutanlar Salmakis ve Ada üzerinde bulunan iki iç kaleye çekilmiş, bir kısım askeri de gemilere bindirerek İstanköy'e yollamışlardır. İskender, Mausoleion ve Mausolos'un sarayı hariç, surların yıkılmasını ve şehrin yerle bir edilmesini emretmiştir. İç kalelerin düşmesini beklemeden Ptolemaios yönetiminde 3000 piyade 200 süvariden oluşan bir güç bırakarak Firigya'ya doğru yürümüştür.

Bodrum yarımadası susuz olmasına rağmen yüzlerce yıl iskan edilmiştir. Bodrum-Turgutreis karayolu güzergahında görülen köylerin evleri peynir kalıbı gibidirler. Bodrum ve civarındaki beyaz badanalı, düz damlı, güzel oranlı pencere ve kapılarıyla birbirlerine yaslanarak, bütünleşmiş gibi görülen evler Akdeniz mimarisini yansıtmaktadır. Evlerin sokakları dardır. Dış bahçe duvarlarını renk, renk çiçekler süslemektedir.

Bodrum evleri ana hatlarıyla üç tür evden oluşmaktadır. Bunlar musandralı ev, sakız tipi ev ve kule evdir. Kule evler en eski tür evlerdir. Bodrumlu kuleye benzer her eve kule ev demekteyse de bugün Bodrum'da sadece 13 kule ev kalmıştır. Kule evler savunma amacıyla yapılmışlardır. Kare veya kareye yakın plan gösterirler. Evin giriş kapısı birinci kata açılır. Buraya bir merdivenle çıkılmaktadır. Eskiden bir köprüyle ulaşıldığı söylenmektedir. Bunun iyi bir örneği, Ortakent'teki kule evde görülür. Zemin katı ahır olarak kullanılmıştır. Tuvalet eve bitişiktir. Orta kat ve üst kata ahşap merdivenlerle ulaşılır. Evlerin tepeleri sivri uçlu dişler ve mazgallarla bitirilmiştir.

Sakız türü ev, dikdörtgen planlı evdir. Girişler genellikle doğudandır. Girişin her iki yanında birer oda bulunmaktadır. Odalardan bir tanesi ocaklıdır. Girişin tam karşısında bulunan holden üst katlara çıkılır. Bahçede kuyu, ocak ve tuvalet bulunmaktadır, Bu da iklim nedeniyle dışa dönük bir yaşam biçimi göstermektedir.

Musandralı ev, toprakla uğraşanların yaptıkları bir ev türüdür. Dikdörtgen planlıdır. Giriş uzun kenarlı cephedendir. Kısa kenardaki duvarda ocak bulunur. Alt ve üst ev olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Giriş yanındaki bir merdivenle oturma yeri olan üst kata çıkılır. Buraya musandra denir. Musandranın altı kiler veya depo olarak kullanılmıştır. Ahşap bir ara katta vardır.

Yörenin su ihtiyacı yol boyunca sık, sık görülen, gümbet adı verilen su sarnıçlarıyla karşılanmıştır. Sarnıçlar genellikle aynı plana sahiptirler. Üstte bir kubbe, alt da suyun toplandığı yerden ibarettir. Kubbenin tepesinde görülen fallosun yöresel adı sibektir. Yağan yağmur suları sarnıç kapısından içeri dolmaktadır. Kubbenin en alt seviyesindeki delikler suyun havalandırılması içindir.

Strabon, yarımadada Leleg'ler tarafından kurulmuş 8 şehirden söz eder. Bu 8 şehrin adları şöyledir. Syangela, Pedasa, Side, Madnasa, Uranium, Telmissus, Termera ve Mindos'tur. Bu 8 Leleg şehrinden iki uçta bulunan Syangela ve Mindos halkı dışındaki diğer 6 şehir halkı, satrap Mausolos tarafından Halikarnassos'ta zorla iskana tabi kılınmışlardır. Ancak Gümüşlük'te bulunan Mindos bir Leleg şehri değildir. Leleg yerleşmesi olan eski Myndos, Gümüşlük'ün takriben 3 km güney doğusunda, Bozdağ'dadır.

PEDASA: Leleg şehirlerinden günümüze en koruna gelmiş olana Pedasa'dır. Bu gün buraya Gökçeler adı verilmektedir. Çevre halkı Pedasa'dan Gökçeler Kalesi diye söz eder. Ulaşılması kolay örenyerlerinden bir tanesidir. Rehber ile gezilmesi tavsiye edilir. Çevrede görülen gümbetleri andıran, kuru duvar tekniği ile yapılmış, kubbeli mezarlar Pedasa'ya yaklaşıldığını anlatır. Bu mezarlar 1919-1921 yıllarında İtalyan hafirler tarafından açılmıştır. Buluntular geometrik devre tarihlendirilmiştir. Mezarların küçük bir girişi vardır. Kubbeli tek bir odadan ibarettir. Yerel taşlar kullanılarak bindirme tekniği ile yapılmıştır.

Gökçeler günümüzde bazı çobanların büyük baş hayvanlarını otlattıkları bir yerdir. Lelegler'in Pedasa'sından iç kale dışında hemen hiçbir şey kalmamıştır. Ancak, yüzeyde yapı kalıntılarının izleri görülmektedir. İç kale günümüze oldukça iyi bir durumda gelmiştir. Özellikle doğu bölümü çok sağlamdır. Dar kale kapıları kuleyle takviye edilmiştir. Kale yapımında kuru duvar tekniği kullanılmıştır. İç kale yüksek bir kaya üzerine oturtulmuştur. Doğudaki kulelerden çevreye bakıldığında yer yer sur duvarları izlenebilmektedir. Şehrin güney batısında, sur duvarlarının dışında, vadide sözü edilen Athena tapınağından günümüze birkaç taş dizisinden başka bir şey kalmamıştır. Pedasa M.Ö.VI. ve V. yüzyıllarda bölgenin önemli şehirlerinden biri iken Miladi yıllara doğru önemini tamamen yitirmiştir.

Herodotos Karya'da oturan halklardan sadece Pedasalılar'ın Persler'e karşı direndiğini yazmıştır. Bu olay M.Ö.546 da Lidya'nın başkenti Sardes'in düşmesinden sonra olmuştur. Pedasa'ya veya çevredeki şehirlere bir felaket geleceği zaman,felaket habercisi olarak Pedasa'daki Athena Tapınağının rahibesinin sakallarının çıktığından söz eder. Bunun üç kez olduğunu yazmıştır. Pers istilası sonrasında da bu rahibenin sakalları çıktı demiştir.

TELMISSUS: Yarımada üzerinde bulunan diğer Leleg şehirleri de dağların tepelerinde bulunmaktadır. Ulaşılması kolay olanlardan bir tanesi Gürece Köyü'ndedir. Köyün hemen gerisinde bulunan Asar Tepe üzerinde Telmissus adı verilen Leleg yerleşimi vardır. Zirvede dikdörtgen taşlardan yapılmış, sağlam bir kule bulunmaktadır. Bu kule çevreye hakimdir. Leleg şehirlerinin genel karakteri burada gözlenmektedir. Bu, iç kale ve duvarla çevrilmiş alandan ibarettir. Çevrede birkaç kaya mezarı da vardır.

TERMERA: Diğer Leleg şehirleri, Akyarlar yakınındaki Asarlık Mevkiinde bulunan Termera'nın dışında ulaşılması zor yerlerdendir. Bölgede bilimsel kazılar daha henüz yapılmadığından eldeki veriler antik yazarların anlattıklarına dayanmaktadır.

Termera'ya, Turgutreis üzerinden toprak bir yolla ulaşılır. Akyarlar'a kadar araba yolu vardır. Bu kıyı yolundan sonra yarım saat yayan yürümek gerekmektedir. Asarlık tepesi üzerinde bir iç kale bulunmaktadır. Doğu ve batıda giriş kapıları vardır. İç kale içinde bazı yapı kalıntıları ve sarnıçlar görünmektedir. Şehir halkı Mavsolos döneminde zorla Halikarnassos'a yerleştirildikten sonra burası Mavsolos ve kardeşleri tarafından bir nevi hapishane olarak kullanılmıştır.

MYNDOS: Klasik çağın Mindos şehri dahil Leleg şehirlerinde bugüne kadar bilimsel kazı yapılmadığından ayrıntılı bilgiler elde edilememiştir. Antik yazarların sıkça sözünü ettiği şehirlerden bir tanesi bugün Gümüşlük diye tanınan Mavsolos'un kurduğu Mindos şehridir. Ulaşılması oldukça kolaydır. Bodrum'a gelenlere gitmesini önerebileceğimiz yerlerden bir tanesidir. Geçen yüzyıl yazarlarının sözünü ettiği stadyum ve tiyatronun izi bile kalmamıştır. Bizans çağı kilisesi, birkaç sur duvarı, tepe üzerinde yanlışlıkla Leleg duvarı diye tanınan sur kalıntısı ile su içinde kalan dalgakıran ve kule kalıntısının dışında toprak üstünde görülen hemen hiçbir şey yoktur. Ancak iyi gözlendiği taktirde toprak altında yarı örtülü sütunlar, mozaik izleri, seramik parçaları hemen her yerde görülür. İskender'in kuşatıp da almadığı bu şehir, bugün şirin bir balıkçı köyüdür. Mindos, İskender'in kuşatmasından bir yıl sonra M.Ö.333'de Pers Komutanı Orontobates'in mağlubiyetiyle İskender'in komutanlarının eline geçmiştir. III. yüzyılda Ptolemaios'un egemenliği altındadır. M.Ö.197'de bağımsızlığını kazanmıştır. Bu tarihten sonra da sikke basabilmiştir. M.Ö.44'de Sezar'ın katilleri Brutus ve Cassius Mindos'u karargah olarak kullanmışlardır. Roma İmparatorluk döneminde Mindos fakir bir şehir olarak kalmıştır. Antik çağlarda şarap üreten yerlerden bir tanesidir. Mideye iyi gelir düşüncesiyle Mindos şarabı deniz suyuna karıştırılıp içilmiştir. Bu adet Antik çağda başka yerlerde de görülmektedir. Günümüz Mindos'u mandalina bahçeleri ile ünlüdür. Az da olsa kilim de dokunmaktadır.

Mausolos çağında Gümüşlük yakınlarındaki Koyunbaba Mevkii, taş ocağı olarak kullanılmıştır. Görülmeye değer yerlerdendir. Örenyerlerinin ve sit alanlarının denetimi Müdürlüğümüzce yapılmaktadır.

5- MÜZENİN ÇALIŞMA SİSTEMİ:

Bilimsel Çalışmalar: Bilimsel çalışmalar, Türkiye Üniversitelerinden mezun olup, sualtında, karada kazı, arazi ve yüzey araştırmalarında akademik formasyona sahip arkeoloji uzmanlarınca yapılmaktadır. Hepsi 657 sayılı Devlet Memurları Yasasına göre Teknik Hizmetler Sınıfında görev yapan uzman, devlet memurları, hemen, hemen hepsi Türk ve yabancı Üniversite kazılarında çalışmış arkeologlardır. Müdür dahil toplam 12 kişidir. Bu uzmanların hepsi Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulunca ilan edilen arkeolojik ve kentsel sit uygulama çalışmalarını Müze Müdürünün denetiminde yaparlar.

Yönetsel çalışmalar:

Müdüriyetin denetiminde büro, laboratuar, gişe, kitaplık, fotoğrafhane ve atölye de çalışırlar. Hepsi Devlet Üniversitelerinden, Liselerinden ve Ortaokullarından mezun ve 657 sayılı Devlet Memurları Yasası Genel İdare Hizmetleri Sınıfından devlet memuru veya DÖSİMM İşçisi statüsünde yardımcı elemanlardır. Müze Kitaplığı, arkeolojik, sanat tarihi, mimari, edebi ve değişik kitapları kapsar. Çalışma sistemi Dewey onlu sistemdir. Tüm dünya kitaplıklarında uygulanmaktadır.

Büro Hizmetleri: Müzemizde görevli 24 personelin maaş bordroları, bütçe kanunu ile verilen harcamalar, müze yazışmaları özlük hakları, sicil dosyası ve kütüphane, Müze Müdürü sorumluluğunda yürütülmektedir.

Destek Hizmetleri: Müzemiz ve salonlarının gündüz ve gece güvenliği, temizliği, bahçe bakımı, elektrik, İç Hizmetler Yönetmeliğine uygun olarak, Genel İdare Hizmetleri, Yardımcı Hizmetler ve Hizmet Alımları tarafından Müze Müdürü, Nöbetçi Amiri ve Nöbetçi Şefi sorumluluğunda yürütülür.

Bina, Lojman ve Diğer Tesisler Durumu: Müze Müdürlüğü Binası Bodrum Kalesidir. 33.3 dönümlük bir alanı kapsamaktadır. Kale içindeki kuleler ve çeşitli mekanlar sergi salonu, depo, büro, makine dairesi, tuvalet ve kafeterya olarak kullanılmaktadır. Dünyanın 7 harikasından biri olan Mavsoleion Anıt Müzesinde sergi salonu ve depo bulunmaktadır.

Lojman ve Yardımcı Tesisleri: Mausoleion Anıt Müzesinde, Müze Arkeologunun ikamet ettiği bir lojman bulunmaktadır. Ayrıca bu alanda, kazı evi, bekçi evi, depo, gişe ve tuvalet gibi yardımcı tesisler bulunmaktadır.

Araç- Makine Parkı ve Teçhizat: Müze Müdürlüğünün aracı, araç makine parkı ve teçhizatı bulunmamaktadır.

6- İHTİYAÇLAR SORUNLAR:

1) Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği gereği, Müze Elektrik Sisteminin ve sayaçların reaktif bedeli ölçmeye ve istenilen oranda tutmaya yarayan özellikleri yeterli gelmemektedir. Müdürlüğümüze ait üç abonenin eski sayaç ve dağıtım panolarının değiştirilerek Reaktif Enerji sistemine uygun hale getirilmesi.

2) Müze içinde bulunan mevcut elektrik sistemi eski olduğu için sorunlar yaratmakta ve düzgün çalışmamaktadır. Müze içi mevcut sistemin yenilenerek günümüz şartlarına uygun hale getirilmesi gerekmektedir.

3) Müze telefon santral sisteminin çok eski olması nedeniyle sürekli sorun çıkarmaktadır. Sistemin yenilenerek sorunsuz hale getirilmesi gerekmektedir.

4) Müze içine şehir suyundan bağımsız yangın su deposu, yangın pompaları yapılarak sistemi destekleyen bağımsız enerji kaynağı kurulması gerekmektedir.

5) Müzemiz ve bağlı birimlerdeki tüm depo, salon, büro v.b. yerlere yangın alarm sisteminin kurulması gerekmektedir.

6) Müzede radyoaktif enerji ilgili inceleme yapılarak gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir.

7) Yarım kalan kamara sisteminin bitilmesi, sistemin renkli monitöre dönüştürülmesi, sistemi kullanacak uzman personel sağlanması bu sistemin 20 el telsizi ile desteklenmesi gerekmektedir.

8) Müze ve bağlı birimlere fare, akrep ve zararlı haşerelerden korunması için elektronik sistem kurulması gerekmektedir.

9) Personel Lojmanlarının sağlanması gerekmektedir.

10) Ödeneklerin daha fazla gönderilmesi gerekmektedir.

11) Amphora Sergilemesi; Bakım ve onarım yapılması gerekmektedir.

12) Doğu Roma Batığı Sergi Salonu: Bakım ve onarım yapılması gerekmektedir.

13) Cam Sergi Salonu: Bakım ve onarım yapılması gerekmektedir.

14) Cam Batığı Sergi Salonu: Mevcut iklimlendirme siteminin yenilenerek günümüz şartlarına uygun hale getirilerek, bakım, onarım yapılması gerekmektedir.

15) Yılanı Kule Sergi Salonu: Salon içi duvarlarda sıva ve boyalardaki dökülmelerin onarılması.

16) Alman Kulesi Sergi Salonu: Bakım ve onarımın yapılması gerekiyor.

17) Zindan ve Forsalar Sergilemesi: Bakım ve onarım yapılması gerekmektedir.

18) Tunç Çağı Batıkları Sergi Salonu: Bakım ve onarım yapılması gerekmektedir.

19) İngiliz Kulesi Sergi Salonu: Bakım ve onarım yapılması gerekmektedir.

20) Karyalı Prenses Sergi salonu: Bakım ve onarım yapılması gerekmektedir.

21) Tüm Depolar: Bakım, onarım, yalıtım ve düzenleme yapılması, her depoya klima ve nem alma makineleri takılması eserlerin sağlı ve güvenliği için çok önemlidir.

22) Müze ve Bağlı Birimlerin: Çevre düzenleme projesinin geliştirilerek uygulanması gerekmektedir.

7- GERÇEKLEŞTİRİLEN ÖNEMLİ HİZMET VE YATIRIMLAR:

1- Kale kompleksi içinde yer alan İngiliz Kulesi onarımı tamamlanarak 16 Ekim 1981 yılın da ziyarete açılmıştır.

2- Mausoleion Anıt Müzesi sergi salonu ve ören yeri koruyucu çatıları 18 Haziran 1983 yılında hizmet ve ziyarete açılmıştır.

3- Sualtı ve kara kazılarında bulunarak müzeye gelen camların sergilendiği Cam Salonu 1985 yılında ziyarete açılmıştır.

4- Alman Kulesi ve Avlusu onarımı ve sergilemesi tamamlanarak, 06.11.1989 tarihinde ziyarete açılmıştır.

5- 17.06.1990 tarihinde 1000 yıl önceki bir gemi ve yükünün sergilendiği Cam Batığı Salonu ziyarete açılmıştır.

6- 17.05.1991 tarihinde kalenin 1896 yılında hapishane haline getirilmesi sırasında yapılan küçük boyuttaki Türk Hamamı onarılarak etnografik sergileme ile ziyarete açılmıştır.

7- 11.07.1992 tarihinde iç kale batı duvarına bitişik sundurma altında, ticari amphoraların yayılma alanları, imalatı, kullanılış biçim ve yerleri ile kronolojik sıralaması v.b. konuları içeren bir sergileme ziyarete açılmıştır.

8- Kayra Prenses Salonu, Labranda Andron B yapısına benzer biçimde düzenlenmiş olup, bu salonda M. Ö. IV. yy' da Halikarnassos da yaşamış Karyalı Prenses' in yeniden yapılmış baş ve yüzü ile mezarında bulunan hediyeler sergilenmektedir. Bu sergileme 15.05.1993' de ziyarete açılmıştır.

9- Kalenin kuzey iç hendeğinde bulunan Gatineau Zindanı ve çevresi çağına uygun düzenleme, aydınlatma ve sergilemesi yapılarak 19.02.1994 tarihinde ziyarete açılmıştır.

10- Forsa'ların toplu mezar sergilemesi(buluntuları ile birlikte) 19.02.1994 tarihinde zindanlar ile birlikte, ziyarete açılmıştır.

11- M.S 7.yy Doğu Roma Batığı sergilemesi kalenin şapelinde 9.Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından 10.09.1997 yılında ziyarete açılmıştır.

12- Bodrum Kalesi Yılanlı Kulede doğum yaşam ve ölüm salonu 04.Eylül 1998 tarihinde ziyarete açılmıştır.

13- Bodrum Kalesinin son komutanı İbrahim Nezihi'nin anısına Komutan Kulesinde yapılan sergileme 26.08.1999 tarihinde ziyarete açılmıştır.

14- Tunç Çağı Batıkları salonu özel olarak yaptırılan binada 23.07.2000 tarihinde ziyarete açılmıştır.

15- Bodrum Antik Tiyatrosunda Turkcell ve Ericsson firmalarının desteği ile yapılan kazı ve restorasyon çalışması 2003 yılı Temmuz ayında tamamlanmıştır. 12 Temmuz 2003 de ziyarete açılmıştır.

16- Ödemiş Gölü, Gölcük Kütük Kayığı sergilemesi 6.Kasım 2003 tarihinde ziyarete açılmıştır.

17- M.Ö.5.YY Tektaş Batığı sergilemesi. 06 Kasım 2004 tarihinde ziyarete açılmıştır.

18- Dünyada ilk defa, Antik Çağda paranın alım gücünü anlatan, 1982 yılında ziyarete açılan Sikke ve Mücevherat salonu 2011 yılında tekrar düzenlenerek ziyarete açılmıştır.

19- Müzemizde toplam 17 sergi salonu ve 12 tane eser deposu bulunmaktadır.

8- HALEN YÜRÜTÜLEN ÖNEMLİ YATIRIMLAR HİZMETLER PROJELER:

1- Bodrum Kalesi, Batı hendeği surları üzerinde yer alan; Ortaçağ Türk Lokantasının bitirilerek açılması çalışmaları sürdürülmektedir.

2- Miken Devri Sergi Salonun açılması için ön çalışmalar başlatılarak sürdürülmektedir.

9- GELECEKLE İLGİLİ DÜŞÜNCELER VE İDEALLER: Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi 1995 yılı Avrupa da Yılın Müzesi Ödülüne T.C Kültür Bakanlığı tarafından aday gösterilmiş ve 1995 yılında Avrupa' da ilk 8 müze arasına girerek '1995 Yılı Özel Övgü Ödülünü' almıştır.

Müzenin İdeali: Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesini dünyanın bir numaralı müzesi haline getirmektir.

10- MÜZE ENVANTERİ:

ARKEOLOJİK:(Sualtı ve Kara Eserleri: (M.Ö.1400-1200 Geç Tunç Çağı, M.Ö.900-400 Arkaik-Klasik Çağ, M.Ö.300-100 Helenistik Çağ, M.Ö.100-M.S.500 Roma Çağı, Bizans Dönemi (M.S. 11.YY İslami, Fatimi, M.S.16.YY Osmanlı) dönemi)

Arkeolojik Eser Sayısı :10336

2010 Yılı İçinde Envanter Edilen Eser Sayısı :192

2010 Yılı İçinde Düşümü Yapılan Eser Sayısı :-

2010 Yılı Sayımında Bulunamayan Eser Sayısı :-

2010 Yılı Sayımında Envanter Kaydı Tutmayan Eser Sayısı :-

2010 Yılı Sayımında Depoda Bulunan Eser Sayısı :9147

2010 Yılı Sayımında Teşhirde Bulunan Eser Sayısı :891

2010 Yılı Sayımında Açık Alanlarda Bulunan Eser Sayısı :298

ETNOĞRAFİK (Osmanlı Türk- Cumhuriyet Dönemi)

Etnoğrafik Eser Sayısı :1071

2010 Yılı İçinde Envanter Edilen Eser Sayısı :-

2010 Yılı İçinde Düşümü Yapılan Eser Sayısı :-

2010 Yılı Sayımında Bulunamayan Eser Sayısı :-

2010 Yılı Sayımında Envanter Kaydı Tutmayan Eser Sayısı :-

2010 Yılı Sayımında Depoda Bulunan Eser Sayısı :906

2010 Yılı Sayımında Teşhirde Bulunan Eser Sayısı :165

2010 Yılı Sayımında Açık Alanlarda Bulunan Eser Sayısı :-

SİKKE (Yunan Klasik Dönem, Antik Roma Çağı, Bizans Dönemi, İslami Dönem)

Sikke Sayısı :4127

2010 Yılı İçinde Envanter Edilen Eser Sayısı :81

2010 Yılı İçinde Düşümü Yapılan Eser Sayısı :-

2010 Yılı Sayımında Bulunamayan Eser Sayısı :-

2010 Yılı Sayımında Envanter Kaydı Tutmayan Eser Sayısı :-

2010 Yılı Sayımında Teşhirde Bulunan Eser Sayısı :11

2010 Yılı Sayımında Depoda Bulunan Eser Sayısı :4116

2010 Yılı Sayımında Açık Alanlarda Bulunan Eser Sayısı :-

11- MÜZE KİTAPLIK ENVANTERİ

El Yazması Kuran-ı Kerim :01

Envantere Kayıtlı Kitap :3667

Toplam Kitap Sayısı :4270